
"Her şey dahil" devasa otellerin sınırlarından çıkıp, 640 kilometrelik sahil şeridiyle gerçek Antalya'yı keşfetmeye ne dersiniz? Torosların gölgesinde uyuyan antik kentlerden, turkuaz rengiyle büyüleyen gizli koylara; Kaleiçi'nin dar sokaklarından şelalelerin serinliğine uzanan en kapsamlı yolculuk rotası.
Antalya, sadece Türkiye'nin değil, tüm dünyanın en çok ziyaret edilen turizm destinasyonlarından biridir. Ancak maalesef şehre gelen milyonlarca ziyaretçinin büyük bir kısmı, havalimanından direkt olarak transfer araçlarına binip, tatilini otel sınırlarından ve havuz başından hiç çıkmadan tamamlıyor. Oysa Türk Rivierası'nın başkenti olan bu şehir; Roma ve Pamfilya medeniyetlerinin mirasını, Akdeniz'in en bakir koylarını ve Toros Dağları'nın vahşi doğasını tek bir coğrafyada sunan nadir yerlerden biridir.
Batıda Kaş'ın bohem sokaklarından başlayıp, doğuda Alanya'nın tarihi kalesine kadar uzanan bu devasa alan, her kilometresinde farklı bir hikaye, farklı bir mikroklima ve farklı bir macera barındırır.
Şezlongunuzdan kalkıp direksiyona geçmeye hazırsanız; kendi müziğinizi açıp Akdeniz'in efsanevi sahil yollarında kaybolacağınız bu eşsiz rotayı birlikte keşfedelim.
Tatilinizi planlarken bu üç altın kuralı unutmayın:
M.S. 130 yılında Roma İmparatoru Hadrianus'un şehri ziyareti onuruna yaptırılan devasa Hadrian Kapısı'ndan (Üç Kapılar) adımınızı attığınız anda modern dünyanın gürültüsünden tamamen koparsınız. Daracık taş sokaklar, begonvillerle süslü cumbalı Osmanlı evleri, butik oteller, şık restoranlar ve Yivli Minare... Kaleiçi, özellikle akşam yürüyüşleri, şık bir akşam yemeği ve Yat Limanı'nda gün batımını izlemek için mükemmel bir rotadır.
Antalya Havalimanı'nda aracınızı teslim aldıktan sonra otele gitmeden önce uğrayabileceğiniz en muazzam duraktır. Antik Pamfilya bölgesinin başkenti olan Perge, devasa sütunlu caddeleri, su kanalları, antik stadyumu ve hamamlarıyla sizi adeta bir gladyatör filminde hissettirir. Şehrin altyapı mühendisliği bugün bile hayranlık uyandırmaktadır.
Dünyanın günümüze kadar en iyi korunmuş Roma tiyatrosudur. Mimarı Zenon tarafından öyle kusursuz bir akustik ile inşa edilmiştir ki, sahnenin tam ortasında yere düşen bir madeni paranın sesi veya bir fısıltı, en üst basamaktaki seyirci tarafından bile netçe duyulabilir. Antik su kemerlerini de mutlaka görün. (Eğer yaz aylarında gidiyorsanız, Aspendos Uluslararası Opera ve Bale Festivali'ne bilet almayı unutmayın).
Antalya'nın sahilleri, incecik kumlu devasa plajlardan, dağların arasına gizlenmiş turkuaz renkli çakıllı koylara kadar geniş bir yelpaze sunar. D400 karayolunda aracınızla ilerlerken şu durakları asla es geçmeyin:
Türkiye turizm afişlerinin ve kartpostalların tartışmasız yıldızıdır. Denizin o fosforlu turkuaz rengini, dağlardan süzülüp kumlardan sızan yeraltı kaynak sularından alır. Yoldan aşağı 187 basamak inerek ulaşılır ama suya girdiğiniz an o yorgunluk sıfırlanır. İpucu: Otopark alanı çok kısıtlı olduğu için kendi aracınızla sabah 09:00'dan önce veya akşamüstü saatlerinde gitmeniz tavsiye edilir.
Yaklaşık 18 kilometre uzunluğuyla Türkiye'nin en uzun plajıdır. İncecik çöl kumlarından oluşan devasa kum tepeleri sayesinde kendinizi adeta Sahra Çölü'nde hissedersiniz (Gün batımında harika fotoğraflar verir). Plaj aynı zamanda Caretta Caretta deniz kaplumbağalarının yumurtlama alanıdır. Hemen girişindeki antik kenti ve dünyanın ilk meclis binasını gezmeyi unutmayın.
Kemer'i geçtikten sonra sizi karşılayan Olympos ve Çıralı bölgesi, katı "Doğal Sit Alanı" kuralları sayesinde betonlaşmanın hiç uğramadığı, ağaç evlerin ve çadır kamplarının olduğu bir bohem cennetidir. Çam ormanlarının içindeki antik kalıntıların arasından yürüyerek plaja inersiniz. Akşam olduğunda ise elinize bir fener alıp, dağdan sızan doğalgazla binlerce yıldır hiç sönmeden yanan Yanartaş'a (Chimaera) tırmanıp ateşin başında marşmelov kızartabilirsiniz.
Şehrin tam kalbinde, kilometrelerce uzanan, mavi bayraklı ve hafif çakıllı devasa bir şehir plajıdır. Arka planda karlı Beydağları'nın muazzam manzarası eşliğinde yüzmek büyük bir keyiftir. Akşamları plaj arkasındaki park alanları, kafeler ve yürüyüş yolları son derece canlıdır.
Düden Şelalesi iki farklı bölümden oluşur. Yukarı Düden (Kepez), mağaraların arkasından dökülen suları, ağaçların gölgesi ve piknik alanlarıyla tam bir serinleme noktasıdır. Aşağı Düden (Karpuzkaldıran/Lara) ise, nehrin devasa falezlerden (40 metre yükseklikten) gürleyerek direkt olarak Akdeniz'e döküldüğü, dünyada eşi benzeri az olan muazzam bir doğa olayıdır.
"Sea to Sky" (Denizden Gökyüzüne) sloganıyla çalışan bu teleferik, sizi deniz seviyesinden sadece 10 dakika içinde 2.365 metre yüksekliğindeki Tahtalı Dağı'nın karlı zirvesine taşır. Aşağıda insanlar denize girerken, siz zirvede bulutların üzerinde kazakla dolaşabilirsiniz.
Sadece çocukların değil, yetişkinlerin de başını döndüren, haklı olarak "Türkiye'nin Disneyland'ı" unvanını taşıyan devasa bir tema parktır. Dünyaca ünlü roller coaster'lar (hız trenleri), dev su kaydırakları (Aqua Park), şık alışveriş caddesi ve akşamları yapılan muazzam tekne/ışık şovlarıyla ailecek tam gün geçireceğiniz bir eğlence başkentidir.
Kemer, Tekirova, Adrasan, Demre, Kaş, Kalkan veya tam tersi yönde Belek, Side, Manavgat, Alanya... Antalya'nın güzellikleri birbirine kilometrelerce uzaktır ve sıcakta toplu taşıma veya pahalı taksilerle vakit kaybetmek tatilinizi strese dönüştürür.
Antalya Havalimanı'na (AYT) adım attığınız an aracınızı LenaCars güvencesiyle teslim alın. Bagajlarınızı yerleştirin, klimanızı açın ve dünyanın en güzel sürüş rotalarından biri olan D400 karayolunun, gizli koyların ve tarihi kentlerin keyfini özgürce çıkarın.
Antalya Kiralık Araçları Gör → 📞 7/24 VIP Rezervasyon*Antalya Havalimanı İç ve Dış hatlar terminallerinde 7/24 kesintisiz araç teslimatı yapmaktayız.
Ücretsiz filo analizi ile tasarruf fırsatlarını keşfedin.
Türkiye'nin en geniş araç filosu ile güvenli ve konforlu yolculuklar.
10 dk
7 dk
12 dk